En küçük ihtiyaçları bile vucûde getirmek için bir aklın faâliyete geçmesi lâzım olduktan sonra, şu koskoca dünyâ, şu başı sonu bilinmeyen mokrometrik ve mikrometrik âlemler, kendiliğinden ve bir tesâdüf eseri olarak vücût bulur mu? Kezâ akla durgunluk veren bu yaratılış âleminin ortasında, güzel olduğu kadar sırlar ve hârikalarla dolu olan insanoğlu, nasıl olur da maksatsız ve sebepsiz yaratılmış olabilir?

Sâmiha Ayverdi

Kubbealtı Vakfı faaliyetlerinden haberdar olmak istiyorsanız lütfen e-posta adresinizi giriniz!